News
10/29/2019  
İmam Rıza (as)

 
İmam Rıza (as)

Hz. Ali Bin Musa Er’ Rıza’nın (as) mübarek doğumu, imam Kazım (as) baba ve Necme gibi muhterim ve pak bir zatın anne olarak bulunduğu bir evde gerçekleşti. Necme hatun, Fas kökenli asil bir ailenin kızıydı.

Bugün imam Rıza'nın (as) türbesinde başka bir hava esiyor. Bugün o hazretin şehadet yıl dönümü... Binlerce ziyaretçi, çeşitli milliyetlerden, farklı kültürlerden, bu kutsal ve ruhani mekânda bir araya gelmiş ve İslam peygamberi (sav) ve mutahhar Ehli beyt üyelerine karşı sevgi ve hayranlığını bir kez daha dile getirmek için toplanmış bulunuyor. Her taraftan Kuran'ı Kerim tilaveti duyuluyor, her köşeden dua fısıltıları kulakları okşuyor.
Ziyaretçiler büyük bir şevk ve istekle imam Rıza'nın şehadet yıl dönümünde bu mekana gelmiş ve şimdi göz yaşları ile gönüllerinin üzerine örten pası silmeye çalışıyor ve bu kutsal mekanda yeni bir başlangıç yapmak istiyor. Gönüller mahzun, lakin imam Rıza'nın (as) avlusunda ve huzurunda olmanın şevki bam başka.
Bugün, Ehlibeyt hayranları için bu büyük insanlarla yeniden ahitleşmek için çok iyi bir fırsat... Biz de imam Rıza'nın şehadeti dolaysıyla taziyelerimizi sunuyor ve o hazretin mübarek yaşamından bazı bölümlerini sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Hz. Ali Bin Musa ER’ Rıza’nın (as) mübarek doğumu, imam Kazım (as) baba ve Necme gibi muhterim ve pak bir zatın anne olarak bulunduğu bir evde gerçekleşti. Necme hatun, Fas kökenli asil bir ailenin kızıydı.
İmam Rıza'nın mübarek adı Ali ve künyesi Ebulhasan'dır. Rıza o hazretin en ünlü lakabıdır ve hoşnutluk anlamına gelir. İmam Rıza'nın oğlu imam Cevad (as), babasının neden bu lakapla isimlendirildiği hakkında şöyle diyor: Yüce Allah ona Rıza lakabı verdi, çünkü Rabbim semalarda ve Resulüllah (sav) ve masum imamlar (as) yer yüzünde babamdan hoşnuttu, ayrıca babamın iyi huyu ve hoş davranışları yüzünden dostları, yakınları ve hatta düşmanları o hazretten hoşnuttu.
İmam Rıza (as) İslam Peygamber’inin (sav) Ehli beyt fertlerinden biriydi ve imamet mevkiinde insanları Kuran'ı Kerim maarifi ve ıtrat ile tanıştırıyordu. O hazretin ilmi, sabrı, cesareti, ibadet ve takvası ve tek kelime ile melekuti şahsiyeti o kadar büyüktü ki çağında hiç kimse bu alanlarda kendisi ile boy ölçüşemiyordu ve imam Rıza (as) o dönemde Alem-i Al-i Muhammed (sav), yani Muhammed hanedanının alimi olarak ün yaptı.
İmam Rıza (as) döneminde İslam alemi coğrafi genişlik ve ekonomik zenginlik ve bilimsel ilerleme açısından büyük ilerlemeler kaydetmişti. Buna karşın o dönemde Abbasilerin despot iktidarı sürüyordu.
İmam Rıza'nın imamet yılları Abbasi hanedanından Harum, Emin ve Mamun'un hilafet dönemine denk geldi. O hazretin imametinin son beş yılı, Abbasilerin en sinsi ve en hilekar halifelerinden Mamun'a denk gelmişti.

Mamun, kardeşi Emin'i öldürdükten sonra iktidarın başına geçti ve veziri Fazl Bin Sahl'ın zekasından yararlanarak iktidarının temellerini pekiştirdi.
Mamun, Ehli beyt taraftarlarının desteğini kazanmak için imam Rıza'ya (as) veliahtlık önerisinde bulundu ve böylece iktidarına meşruiyet kazandırmaya çalıştı. Tabi Mamun büyük bir titizlikle önerisinde iyi niyetli olduğunu göstermeye ve Hz. Rıza'nın (as) imametine inandığı için bu teklifte bulunduğunu empoze etmeye çalıştı.
Mamun, Abbasi iktidarının taraftarlarınca imam Rıza'nın (as) veliahtlığına yönelik eleştirilere verdiği cevap, aslında bu tekliften güttüğü amaçları açıkça ortaya koyuyor. Mamun eleştirilere şöyle karşılık verdi: Bu adam, yani imam Rıza, çalışmalarını bizden gizli yürütüyor ve kendisini imam ilan ediyor. Dolaysıyla veliaht olursa insanları bize hizmet etmeye davet etmiş olacak ve yine bizim saltanatımızı ve hilafetimizi itiraf etmiş olacak, ayrıca onun taraftarları da hilafetin ona değil, bize yakıştığını anlayacak.
Dolaysıyla Mamun açısından eğer imam, veliahtlık teklifini kabul etseydi, sonuç olarak Abbasilerin hilafetinin meşruiyetini de kabul etmiş olacaktı ve bu da Abbasiler için büyük bir puan olacaktı. Öte yandan Mamun, imam Rıza'nın kendisinin veliahtlığını kabul etmekle şanını ve mevkiini ve saygınlığını kaybedeceğini biliyordu.
Görecede bu komplo mükemmeldi ve hiç bir kusuru yoktu. Peki ama, imam Rıza (as) bu komploya nasıl bir tepki verdi acaba?
İmam Rıza'nın (sa) bu komploya verdiği ilk tepki, Mamun iktidarının merkezi olan Merv'e gelmekten kaçınmaktı, ta ki Mamun'un adamları imamı zorlu bu kente götürdü.

Şeyh Sıdduk bu macerayı şöyle anlatıyor: İmam, Resulüllah (sav) ile vedalaşmak için o hazretin türbesine girdi. Bir kaç kez türbeden çıktı ve yine girdi ve yüksek sesle ağladı. Ardından aile fertlerini topladı ve onlarla vedalaştı ve şöyle buyurdu: Ben artık size dönemeyeceğim.
Bu macerada dikkat çeken nokta, imam Rıza (as) hiç bir aile üyesini beraberinde götürmedi. Tüm bu gelişmeler, imamı tanıyanlar ve o hazretle doğrudan irtibatta olanlar için bir mesaj içeriyordu, şöyle ki imam bu yolculuğu istemeyerek kabul etmek zorunda kalmıştı.
Bir sonraki aşamada imam Rıza (sa) Mamun'un kendisini veliaht olarak seçme meselesini, hilafetin aslında Ehli beytin hakkı olduğu yolunda gerçekleşen bir durum olarak göstermeye çalıştı. Çünkü o zamana kadar ne Abbasiler, ne de Emeviler, hilafet ve imametin bu büyük insanların hakkı olduğunu kabul etmemişti. Bu yüzden Mamun bu hareketi, daha önceki halifelerin görüşlerinin batıl olduğunu ortaya koyabilecekti.
İmam Rıza (as) bir başka konuda da dikkatli davranarak veliaht olduktan sonra hiç bir cari veya siyasi işe karışmama şartını ileri sürdü. Yani imam Rıza (as) ne birini her hangi bir göreve getirecekti, ne de kimseyi azledecekti veya her hangi bir yöntem geliştirecekti ve sadece istişare verecekti. Bir başka ifade ile imam Rıza (as) Mamun'un despot iktidarına hiç bir şekilde karışmayacaktı ki, Mamun'un zalimce ve İslami olmayan amelleri imamın hesabına yazılmasın ve insanlar o hazretin Abbasi iktidarını onayladığı düşüncesine kapılmasın.
Mamun, imamı Merv'e getirdikten sonra alimleri davet ettiği çeşitli oturumlar düzenliyordu. Aslında Mamun'un bu tür etkinlikleri düzenlemekten esas amacı, kendisini bilim sever göstermek istemesiydi. Mamun ayrıca imam Rıza'yı (as) bu tür oturumlara çekerek bilimsel gücünü sorgulamaya çalışıyordu. Fakat ne var ki imamın bilimsel gücü zamanla Mamun için sorun olmaya başladı. Bu konuda Şeyh Sıdduk şöyle anlatıyor:
Mamun her tarikatın üst düzey alimini imamla karşılaştırıyor ve böylece o hazretin hüccetini itibarsızlaştırmaya çalışıyordu, çünkü Mamun imamın sosyal ve bilimsel şanını kıskanıyordu. Fakat kim imam Rıza (as) ile karşılaşırsa karşılaşsın, sonunda imamın bilim ve faziletini itiraf etmek zorunda kalıyor ve imamın gösterdiği delillere teslim oluyordu. Bu durumu ve oturumların imam Rıza'nın (as) ilmi derecesinin ortaya çıkmasından başka fayda sağlamadığın fark eden Mamun, tehlikeyi hissetti ve bu yüzden imama daha fazla kısıtlama getirdi.

Mamun'un planını ifşa eden bir başka gelişme, imam Rıza'nın (as) Ramazan bayramı namazına gitmesiydi. Mamun imamdan bayram namazını kıldırmasını istedi, ancak imam kabul etmedi, fakat Mamun ısrarını sürdürünce imam şöyle buyurdu: O zaman ben de ceddim Resulüllah (sav) gibi bayram namazına gideceğim.
Mamun imamın şartını kabul etti. O sırada halk imam Rıza'nın (as) sarayın protokolü icabı büyük bir törenle ve şatafatlı bir şekilde evden çıkmasını bekliyordu. Ancak halk gördükleri karşısında şaşkına döndü. İmam Rıza (sa) ceddi Hz. Resulüllah (sav) gibi yalın ayak yola çıkmış ve tekbir getirerek bayram namazının kılınacağı mekana doğru ilerledi. Bu durumu gören ve törene resmi kıyafetler ve ihtişamla gelen iktidarın üst düzey yetkilileri birden atlardan indi ve onlar da yalın ayak imamın peşinden ve tekbir getirerek bayram namazının kılınacağı yere doğru yola çıktı.
O sırada Sahl Bin Fazl, Mamun'a dönerek şöyle dedi: Eğer imam Rıza (as) bu şekilde oraya varırsa, insanlar ona daha da hayran olur. İyisi ondan geri dönmesini iste. Mamun hemen bir adamını yolladı ve imamdan geri dönmesini istedi.
Mamun imam Rıza'nın (sa) halk arasındaki sempatisinin her geçen gün daha da arttığını hissediyor ve bu yüzden derin korku yaşıyordu. Bu yüzden Mamun imamın artık kendisi için hiç bir yararı olmadığını, bilakis ortalığı tahrik ettiğini düşünerek imamın gözetilmesini ve kendisine sürekli imam hakkında bilgi verilmesini emretti. Mamun imam Rıza'nın (as) kendisine yönelik bir şey yapmasından korkuyordu.
Gerçekte imam Rıza (sa) hak bildiği konularda Mamun'dan hiç çekinmiyordu. İmam bir çok konuda Mamun'a açıkça eleştirmişti. Örneğin Mamun İslami olmayan ülkelerde askeri çıkarmalarını sürdürürken imam Rıza (as) Mamun'u şöyle eleştirdi: Neden İslam ümmetini düşünmüyor, onların durumu ile ilgilenmiyorsun?

Bu tür uyarılar tabi ki Mamun'un imama karşı beslediği kin ve nefreti daha da körüklüyordu. Sonuçta Mamun imamı Merv'e getirmekle istediği amaçlarına ulaşamadığını ve eğer durum böyle devam ederse daha da zararlı çıkacağını anladı.
İktidarını korumak için başkalarını öldürmekten çekinmeyen Mamun bu kez yine hilafetini korumak için Allah Resulü'nün (sav) pak torununu katletmekten çekinmedi. İmam Rıza (as) da büyük ceddi gibi hak yolunda ve zulümle mücadele uğruna şehit edildi, ancak Mamun'un zalim iktidarına boyun eğmeyi kabul etmedi.
Bir kez daha imam Rıza (as) şehadeti dolaysıyla taziyelerimizi sunarken, sözü o hazretten seçtiğimiz bir vecize ile noktalıyoruz.
İmam Rıza (as) şöyle buyurur: Sakın iyi amelleri, Al-i Muhammed (sav) sevgisine dayanarak bırakmayın. Sakın Al-i Muhammed (sav) sevgisini, salih amellere dayanarak bırakmayın, çünkü bu ikisinden hiç biri tek başına kabul görmez.
 
Ziyaretçi sayısı:2267
 
Yorumunuz
 
امتیاز دهی
 
 

نظر شما
نام
پست الكترونيک
وب سایت
نظر
...