News
7/10/2014  
MEŞHED ŞEHRİ

 
MEŞHED ŞEHRİ


ÖNSÖZ
TARİHİ GEÇMİŞİ
DİNSEL CAZİBELER
KÜLTÜR MERKEZLERİ
TURİSTİK CAZİBELER
ALIŞVERİŞ MERKEZLERİ VE FUARLAR
HEDİYELİK
ÖNSÖZ:
Hz. İmam Rıza’nın (as) mübarek vücuduyla bezenmiş Mukaddes Meşhed Şehri, yılın tüm günlerinde Ehlibeyt (as) dostlarını ağırlayan, İran’ının en önemli mezhebi şehirlerinden biridir. Hz. İmam Rıza’nın (as) mutahhar hareminin bu mıntıkada yer alması, ilçe iktisadının gelişimine ve kalkınmasına sebep olmuştur. Meşhed’de turizm oldukça önemli bir yere sahiptir. Meşhed şehrinin özel bir öneme sahip oluşunun ilk nedenlerinden biri, sürekli olarak İran halkını ve diğer Müslüman ülkelerden gelen grupları, ziyaret yeri olması hasebiyle kendine çekmesidir. Müslüman turistlere ek olarak, birçok gayrimüslim turistler de bu tarihi eserleri ve Müslümanların bu tür ziyaret merkezlerini görme arzusuna sahiptirler.
TARİHİ GEÇMİŞİ:
Meşhed kelimesi, şuhud; hazır olma, tanık olma, şehadet mahalli anlamlarındadır ve bu anlamlar da “Meşahid” kelimesiyle çoğullaştırılır. Meşhed ve Meşahid kelimeleri, evliyadan olan imamların ve büyüklerinin kabirlerine has bir deyim olarak, 3. Hicri yy’da benimsenmiştir. Hz. Rıza (as), Abbasi halifesi Me’mun tarafından şehit edildikten sonra, (202 h.k.) Harun-i Senabad türbesinde toprağa verildi. Ondan sonra, “Sanabad-ı Nugan” ve “Meşhed” adıyla anıldı. Zamanla onun alanı, özellikle de şah Tahmasb-ı Safevi zamanında genişledi ve Tus halkı Meşhed’e göç ettirildi.
Tus, Osman’ın hilafeti zamanında Araplar tarafından tamamen fethedildi. İslami dönemde bu mıntıka, Tus vilayetinin bir bölümü, Taberan şehrinin merkezinde yer almaktaydı ve günümüz Meşhed şehrinin bir kısmı olan Senabad ve Nugan bayındırlıklarını da kapsamaktadır. Senabad-i Nugan bayındırlıklarında ilk önce bir türbe olan Meşhed şehri, yavaş yavaş gelişti. Nugan adı, 730 h.k. yıllarında artık unutuldu. Gerçekte Taberan olan Tus şehri de 791 h.k. yılında yıkıldı ve onun yerini Meşhed aldı. Sonuçta, Safeviler zamanında, önceki Tus ve tüm Horasan bölgesinin merkezi haline geldi. Avesta’nın , Haşen bendinde, Tus’tan, “Tusa” adıyla bahsedilmektedir. Vandidad kitabında da zikredildiğine göre, Ahura mazda, on altı bölge yaratmıştır ve “Urva” onlardan biridir. Avesta bilimcileri bu kelimenin, “Tus” şehriyle aynı anlamda olduğu görüşündedirler. Milli hikâyelere göre, şehrin asıl altyapısını ilk kanun koyucu olan Cemşid’e ve yeniden yapılandırılmasını da, İran’ın pehlivanı ve komutanı, Nevzer’in oğlu Tus’a addetmektedirler. Efsanelere göre o, dokuz yüz yıl, bu şehrin seması altında yaşadı ve bu şehre kendi adını verdi. Bu şehrin İslam öncesi tarihiyle ilgili birkaç efsaneden başka kayda değer bir bilgi bulunmamaktadır. Ama elde bulunan kaynaklara dikkat edilirse, bu şehrin Sasaniler hükümetinin sonlarında, Gorgan, Nişabur oradan da Merv ve Belh’e sınır olarak büyük Horasan bölgesinin meşhur şehirlerinden biri olabileceği tahmin edilebilir.
DİNSEL CAZİBELER:
1- Allah’ın yeryüzünde sekizinci hücceti olan Hz. İmam Rıza’nın (a.s) kutlu haremidir. Bu kültürel ve tarihi yapıt, Allah’ın evi olan Kâbe’den ve Peygamber-i Ekrem’in (s.a.a) Medine’deki mutahhar hareminden sonra, Müslümanların en önemli İslami yapıtlarından biridir.
İmam Rıza’nın (as) haremi; üzerinde yaklaşık dairesel bir yapı olan, altından kaplı parlak kubbesi bulunan bir külliyedir. Binaların takriben merkez noktasında, sekizinci imam’ın mezarı ve onun mukaddes girişi bulunmaktadır.
İmam Rıza’nın (a.s) mutahhar merkadinin etrafında ilk yapılan bina, Samaniler dönemine ve onların Horasan’da hükumet ettikleri döneme aittir.
İmam Rıza’nın (a.s) hareminin ilk kümbeti, Hicri şemsi altıncı yy’da Selçuklu sultanı Sancar tarafından günümüzde mevcut kubbenin üzerine yapılmış seramikle kaplanmıştır.
İmam Rıza’nın (a.s) hareminin fezasının genişletilmesi amacıyla yapılan taş kaplamalı yapı, İslam inkılabından sonraya aittir. 60500 m² kapalı alandan ve 186000 m² açık alandan teşkil olunmuştur ki, bunların tamamı İslam inkılabından sonra yapılmıştır. Öyle ki, İmam Rıza’nın (a.s), 2.5 hektarlık harem alanı, bu müddet içinde şimdiki durumuna, yani 62 hektarlık bir alana dönüştürülerek genişletilmiştir.
Şu anki haliyle imamın haremi, 70000 m² ziyaret amaçlı kapalı alan ve 199800m² açık alandan ibarettir.
İmamın mutahhar hareminin beş tane ana girişi vardır: Atik (İnkılap), Cedid (Azadi), İmam Humeyni (Müze), Cumhuri-yi İslami ve Kudüs girişlerinden ibarettir. Bu girişlerin her biri, İran’ın muhtelif mimarlarının sanat harikalarını sergilemektedirler.
2- Şia âlimlerinin mezarlarının bulunduğu revaklardır.
İmam Rıza’nın (a.s) hareminde, Şia’nın seçkin âlim ve bilginlerinden üç kişinin mezarı bulunmaktadır. Şeyh Bahai’nin mezarı, bu tarihi mekânlardan birinde bulunmaktadır. İmamın Melekûti bargâhının civarında yer almaktadır.
Bu mezar, aynı ad ile bilinen revakta, imam Humeyni girişinin kuzey köşesinde, Şeyh Bahai namıyla meşhur olan Şeyh Bahauddin Muhammed Amuli’ye aittir. O, Şah Abbas Safevi zamanında yaşamış, Şia’nın büyük bilim adamlarından biridir.
Şeyh Bahai revakının binası, 102 m² genişliğinde bir alana sahiptir. Bu şanı yüce âlimin mezarı da bu revakın merkezinde yer almaktadır. Ayrıca bu mezar, Şeyh Bahai’nin kısa biyografisini anlatan bir yazıtla süslenmiştir.
İnkılap girişinin kuzey doğusunda ve Tahtani kısmında, Mirza Cafer Sabık medresesine bitişik odalardan birinde, bir başka mezar bulunmaktadır ki, burası merdivenlerle 4. Odadan açılan bir kapı ile inkılap girişinin kuzey köşesine bağlanmaktadır. Bu mezar da Şeyh Hürr-ü Amili adıyla meşhur olan, Şeyh’ul-Muhaddisin Muhammed b. Hasan’a aittir. O, Şia’nın büyük âlimlerinden biri olup, meşhur «Vesailu’ş-Şia» adlı eserin sahibidir. 1033 h.k yılında Lübnan’ın Cebel Amil şehrinin köylerinden birinde dünyaya gelmiş, tahsil yıllarının ardından Meşhed şehrine hicret etmiş ve burada ders vermenin yanı sıra, bir süre Meşhed şehrinde şeyhu’l-İslamlık görevinin de üstlenmiştir. O, 1104 h.k. yılında vefat etmiş ve bu mekâna defnedilmiştir. Onun, âlim olan büyük oğlunun mezarı da babasının mezarının civarında yer almaktadır.
Şeyh Tebersi’nin mezarı da İnkılap girişinin kuzey köşesinde ve Rıdvan bağının doğusunda, Tebersi girişinden harem külliyesine giriş kapılarının batı yanında yer almaktadır. Kümbeti, seramikle süslenmiştir.
Bu mezarın sahibinin adı, Ebu Ali Fazıl b. Hasan Tebersi’dir. Şia’nın meşhur âlimlerinden ve «Mecmau’l-Beyan» ve «Cevamiu’l-Cami» tefsirlerinin sahibidir. Bir kavle göre, 470 h.k. yılında İran’da doğmuş ve 548 h.k yılında Sebzevar şehrinde vefat etmiştir. Meşhedin, “Getlgah” adıyla bilinen ve daha sonra “Rıdvan Bağı” adıyla anılan, eski mezarlığında defnedilmiştir. Rıdvan bağı, mübarek mekânların kuzey batısında yer almaktaydı ve Şeyh Tusi’nin mezarı 1370 h.ş yılında, Haremin genişletilmesi planı üzerine, şimdiki yerine intikal ettirilmiştir.
3- Bir kültür külliyesi olan, Nadiri bağı ve mezarıdır. Nadırşah Efşar, Efşariler silsilesinden, bu sülalenin başı olup, ilk defa Meşhed şehrini kendi hükumetinin merkezi yapmıştır. İlk olarak kendi mezarını bu şehirde, Çeharbağ’da bina etmiştir. Fakat ikinci makbereyi, Hindistan’dan döndükten sonra, birincisinin tam karşısında yaptırdı; ancak bu makbere daha sonraları viran oldu. Burası Nadir şah’ın mezarının şimdi bulunduğu yerdir. Nadir’in mezar taşı, binanın arasında yer almıştır. Bu, bir savaş veya Nurdağı yahut Nur deryası elması olduğunu çağrıştırmaktadır.
4- Hekim Ebulkasım Firdevsi’nin mezarıdır. Firdevsi, 329 h.k. yılında Paj köyünde dünyaya gözlerini açmış ve 411 veya 416 h.k senesinde de Tus şehrinde hayata veda etmiştir. O, Tus surlarının iç kısmında yer alan, Rezzan girişi civarında bulunan kendi bağında toprağa verilmiştir. Onun mezarı üzerine ilk defa hangi dönemde bina yapıldığı bilinmemektedir. Binanın giriş katının duvarlarında, Freydun Sadiki tarafından, Rüstemilere ait yedi han’ı anlatır içerikte yapılmış işlemeler mevcuttur. Bu yazıtlar, bu mekâna özel bir değer katmaktadır.
5- Haruniye binasıdır. Günümüzde “Haruniye” adıyla bilinen bina, Hekim Ebulkasım Firdevsinin mezarına yaklaşık 800 m.lik mesafede ve Meşhed’e 24 km. uzaklıkta bulunmaktadır. “Haruniye” adı, bu mekâna daha sonraları tahsis edilmiştir. Abbasi halifesi olan Harun Er-Reşit ile hiçbir alakası yoktur. Bu bina,8. H.k. asrında, Taberan şehrinin eski binalarının kalıntıları üzerine bina edilmiş, kullanım açısından da hangah veya makbere amaçlı yapılmıştır. Timur han döneminde ise üç alan bu binanın ardına eklenmiştir.
6- Ebu Zeyd Rabi b. Haysem-i Esedi (Hace Rabi)’nin anıtıdır. Rabi b. Haysem, Tabiinden ve Peygamber’in (s.a.a) sahabelerinin büyüklerinden biri olan İbni Mes’ud’un samimi dostlarından biri, aynı zamanda tefsir ve hadis ilminde zamanın önde gelen isimlerinden biridir. Hace Rabi’in makberesinin binasının ne zaman yapıldığı hususunda bir bilgi yoktur. Ancak tarihçilerin belirlemelerine bakılacak olursa, şu anda mevcut binanın, Safeviler asrına ait olduğu ve 1031 h.k. yılında Şah Abbas tarafından, Hadimi, Algu’r-Radavi’nin eliyle yapılmış olduğu bilinmektedir.
7- Ebu Süllet Harevi’nin makberesidir. Ebu Süllet-i Harevi lakabıyla meşhur olan, Abdusselam b. Salih b. Süleyman Eyüp b. Meysere, imam Rıza (a.s) ile birlikte Horasan’a geldi. O, hazarda ve seferde her zaman o hazretle birlikte idi. Aynı zamanda hazreti imam’ın, Abbasi halifesi Me’mun tarafından nasıl şehit edildğinin de canlı şahididir.
8- Seyit Nasır ve Seyit Yasir adında iki imamzade’nin mezarlarıdır. Tarkebe şehrine 4 km. uzaklıkta Gülistan köyünde yer almaktadır. Ayrıca doğal güzellikleriyle bilinen bu yayla mıntıkası, dinsel motiflere de sahiptir. Seyit Nasır ve Seyit yasir’in makberleri, bu güzel köyün girişinde yer almaktadır. Eski metinlere binaen ki, bunlardan biri Seyit Murtaza’nın kaleme almış olduğu “Kenzu’l-Ensab” kitabıdır. Bu imamzadeler, imam Rıza’nın (a.s) bizzat kendi kardeşleridirler.
Bu mekân, hâlihazırda İranlı ziyaretçilere ilaveten, Fars körfezi etrafında yer alan Arap ülkelerinden ziyaretçileri de kendisine cezp etmektedir. Meşhed şehrinin önemli mezhebi ve ziyaret mekânlarından biri sayılmaktadır.
9- İmamzade Yahya’nın makberidir. Bu mekânda medfun olan zat, Yahya b. Hüseyin b. Zeyd’dir. O, Zeyd b. Ali b. Hüseyin’in evladından biridir. Bu zatın adı, aslında Hüseyin’dir. Çok sayıda çocukları vardı ve onlardan birinin adı Yahya ve Künyesi de Ebu’l-Hasan idi. Adı geçen bina, dört köşeli bir revakı içermektedir. Firuzeden yapılmış bir kümbeti vardır. Karışımlı bir renge sahip olup, minareleri giriş tarafına yapılmıştır. Giriş kapısının üzerine de 937 h.k. tarihli taştan bir yazıt yerleştirilmiştir. Bu yazıtın içeriğinden anlaşıldığı kadarıyla bu makber sahibinin hüviyetinin, makberin yapıldığı zamanı nazara alaraktan, Yahya b. Zeyd’in yeğeni tarafından yapıldığı ve ona ait olduğu anlaşılmaktadır. Ancak bu mübarek makbere özel ilgi gösterenler, bu mezarın Yahya b. Zeyd’e ait olduğunu zannediyorlar.
10- Haşti Kümbetidir. Dini ve tarihi bir bina olan Haşti kümbeti, Meşhed’in en eski bölgelerinden ve Tebersi meydanından ayrılan geçitlerinden biri olan “Çarsug-u Nugan” adıyla anılan bölgede yer almaktadır. Bu bina, Meşhed şehrinin meşhur Musevi seyitlerinden olan, imam Musa Kazım’ın (a.s) torunlarından olan, seyit sultan Gıyaseddin Muhammed’in mezarıdır. Onun şerefli nesebi, on yedi vasıtayla imam Musa Kazım’a (a.s) yetişmektedir. Mezarının üzerinde taştan şu satırların yazılmış olduğu taştan bir yazıt bulunmaktadır: «Murtaza, Nakiplerin en büyük sultanı, Gıyasid-dünya ve’d-din, Emir sultan Muhammed b. Sultanun-Nugeba Bedru’l-Milleti ve’d-Din Tahir.» bunun devamında vefat tarihi 832 h.k yılının mübarek Ramazan ayı olarak yazılmıştır. “Haşti” adıyla anılmasının nedeni ise, binanın Kerpiç veya tuğladan yapılmasından kaynaklanmaktadır. Binanın yapıldığı zamanda, Mülk suresi, çok güzel bir sülüs hattıyla bu yazıtın alt kapağının iç kısmına işlenmiştir. Dört eşiğin kenarları da güzel bir hat ile Vakıa suresiyle süslendirilmiştir. Elde bulunan bilgiler ve şahitlerin şehadetleri gereği, Haşti kümbeti, Gacarlar zamanında onarılmış, iç alanı yazıtlar ve resimlerle süslenip, ziynetlendirilmiştir.
KÜLTÜR MERKEZLERİ
1- Horasan-ı Rezevi’nin Büyük Müzesi: Bu müzenin ilk temeli, Meşhed belediyesinin çabalarıyla, milli ve yerli hüviyeti korumak ve mukaddes Meşhed şehrinin dinsel, tarihi ve kültürel mirasına ait eserlerin değerini korumak amacıyla atılmıştır. Bu müzenin yeri, Kuhsengi bağında, 4900 m² lik bir alanda yer almıştır.
2- Astan-ı Kuds-i Rezevi Müzeleri: Astan-ı kuds-i Rezevi müzeleri, imam Rıza (a.s) hareminin kitaphaneler, müzeler ve senetler merkezi teşkilatına bağlıdır. İlmi ve kültürel faaliyetler ve onun içerisinde bulunan eşyaların önemine binaen, İran’ın en büyük ve cihanın en büyük müzelerinden biri konumundadır.
Meşhed merkez müzesi:
Meşhed merkez müzesi, 1324 h.k. yılında bina edilmiş ve İran’ın en değerli müzelerinden biri sayılmaktadır. Bu müze, haremin imam Humeyni girişinde bulunmaktadır ve çeşitli dönem ve tarihlere ait çok değerli sikkelere sahiptir. Bakırdan, taştan, altın ve tunçtan antika eşyalar ve benzeri şeyler bulunmaktadır. Bu müzede tarihi yazıtlar, oldukça değerli diğer tarihi nüshalar da bulunmaktadır ki, ziyaretçilerin hizmetine sunulmaktadır. Hâlihazırda bu müzede oldukça değerli eşyaları bir birinden ayıran on bir kısım mevcuttur.
Astan-ı kuds-i Rezevi müzesi, aşağıda zikredildiği şekilde on iki değerli hazineye sahiptir:
a- Kuran ve güzel hat sanatları, Rehberlik makamınca takdim edilen hediyeler, değerli halılar, Meşhed tarihi, değerli sikke ve madalyonlar, değerli pul ve paralar, sedefler, astronomi gereçleri ve saatler, silahlar, kaplar, deniz gereçleri, ziynet eşyaları ve mimari aletler.
Müzenin bu kısmı şimdiki haliyle Kevser girişinin batı köşesinde yer almaktadır.
b- Emir Melikşah’ın makberinin yanında, Haremin batı köşesinde yerleştirilmiştir. Binanın eski yapısı içerisinde bir hamam yer almaktaydı ki, 1027 h.k yılında, Sefevi padişahlarından Mehdi Guli bey mir Ahur şah tarafından, Astan-ı kuds-i Rezevi’ye vakfedilmiştir.
Bu değerli mekân, yeniden onarım ve tamir edilişinin ardından 1385 h.ş yılında, Astan-ı kuds-i Rezevi’ye ait Antropoloji müzesi unvanıyla kültür severlerin hizmetine sunulmuştur. Bu bina İran’ın en büyük hamamlarından biridir. Eski hamamlara ait özellikleri yansıtan oldukça güzel bir yapıya sahiptir. Bu binanın kendine has özelliklerinden biri, onun tavanında yer alan 13 parçadan ibaret nakışlarıdır.
3- Antropoloji müzesi ve Mehdi Guli Bey Hamamı: Bu müze, Emin Gıyasuddin Melikşah tarafından, imam Rıza (a.s)Hareminin batı köşesinde, Mehdi Guli bey hamamının binası üzerine tesis edilmiştir. Bu hamam, 1327 h.k. yılında Safevi hükümdarı şah Abbas’ın kâhyası olan Mehdi Guli bey tarafından Astan-ı kuds-i Rezevi’ye vakfedilmiştir. Bu müzede eski hamamlarda gerekli araç ve gereçler, çok sayıda çeşitli kömür semaverleri, kandiller, çeşitli kaplar, su içmek için kullanılan taslar, eski Meşhed’in bir bölümünü yansıtan fotoğraflar bulunmakta ve Antropoloji amaçlı kullanılmaktadır.
4- Firdevsi Müzesi ve Şahname (Tus): Bu müzenin binası, Firdevs’in mezarının yapılışıyla aynı zamana rastlamaktadır. Bağ sınırları içerisinde bir miktar alan, sünneti çayhane olarak planlanmış ve icra edilmiştir. Daha sonraları bu bina bir takım değişiklikler yapılarak, müzeye çevrilmiştir. Orada, Tus şehrinden ve Firdevs’in zamanından kalma ilgili eşyalar ve eserler, örneğin: Eski savaş elbiseleri, eski şahnameler, kahvehane resimleri, toprak kaplar, sikkeler, ok ve yaylar vb. şeyler kültür severlerin hizmetine açılarak sergilenmiştir.
5- Aramgah-ı Nadiri Müzesi: Bu müze, Nadir şah’ın makberinde yer almaktadır. Bu müzenin geniş bir salonu ve salon da bir takım vitrinlerden teşkil olunmuştur. Bu vitrinlerde daha çok tüfenk, miğfer, savaş topu, atlar için gerekli araç-gereçler vb. gibi Efşariler ve Gacarlar zamanından kalma savaş malzemeleri bulunmaktadır. Burası da umuma açıktır.
6- Hane-i Melik: Bu bina iki katlıdır. Evin misafir kabul salonu oldukça geniş, ağaç kakmalı tavanı ve oyma sanatıyla işlenmiş, ayrıca alçıdan yapılma güzel şöminesiyle dikkat çekmektedir. Bu bina günümüzde, Horasan-ı Rezeviye ait eski kültür mirasının merkezi konumundadır. Binanın dış yapısında tuğla ve seramik kullanılmış olması, bu binaya göz alıcı ve sanatkârane bir özellik bahşetmiştir.
7- Medrese-i Doder (İki kapılı Medrese): Bu kültürel ve tarihi bina, Teymuriler zamanından kalma en güzel ve en asil bir mimari eser unvanıyla, tarihi bir kültür mirasıdır. Haremin güney batısında ve girişin kuzey doğu köşesinde, Cumhuriyet girişinde, Perizad medresesinin karşısında yer almaktadır. Bu medresenin asıl adı, Yusufiye medresesi idi. Daha sonraları Doder medresesi adıyla maruf olmuştur. Bu bina, Teymuriler dönemine ait, Şahroh Mirza-yı Gorgani asrından kalmadır. Bu medresenin mimarı, Gıyasuddin lakabıyla bilinen, Emir Yusuf Hace Bahadır’dır. Bu zat, Horasan emirlerinden biriydi. 843 h.k. yılında bu medreseyi yaptırmıştır. Medresenin mimarı Emir Yusuf Hace (ö: 846 h.k)’nin mezarı, bu medresenin güney kısmında bulunan kümbetin altında yer almaktadır.
Bu tarihi mekân, 500 m² lik bir alanda, 32 odalı, iki katlı bina olarak yapılmıştır. Teymuriler dönemine ait dört eyvanlı binaların tarzında yapılmıştır. Günümüzde bu binadan “Daru’l-Kuran” unvanıyla, Kuran-ı Kerim üzerinde çeşitli çalışmalar yapılmak suretiyle istifade edilmektedir.
8- Medrese-i İlmiye-yi Hayrathan: Hayrathan ilim medresesi, şimdiki haliyle haremin doğu köşesinde yer almaktadır. 1057 h.k. yılında, 2. Şah Abbas hükumetiyle aynı zamana rastlayan, zamanın eşraf tabakasından ve büyüklerinden biri tarafından yapılmıştır.
Hayrathan ilmi medresesi, şimdi haremin doğu köşesinde karar kılmıştır. 1507 h.k. yılında, ll. Şah Abbas zamanında yaşamış, Hayrathan adında zamanın eşraf takımından ve büyüklerinden biri tarafından yaptırılmıştır.
Bu mekânın yüz ölçümü, 1500 m² lik bir alanda iki katlı, dikdörtgen şeklinde bir binadan ibarettir. Onun dört köşesinden iki kat bina yükselmiş, Kuzey ve güney tarafında iki adet yüksekçe eyvanı vardır. Bu tip mimari, Teymuriler devresinden sonra, Safeviler döneminde revaç bulmuştur.
Bu medrese, ilim medreseleri arasında en muteber ve en meşhur olanlarından biri sayılmaktaydı. Safevi hükümetinin yıkılışından sonra, bu medresenin hareketliliği ve ilmi şevki de sönük bir hal almıştır. İlk dönem Pehleviler hükumeti zamanında, onların siyasi açıdan dine zıtlıkları olması nedeniyle, binası artık kullanılamayacak duruma gelmiş olan bu medrese de dâhil olmak üzere, Meşhed şehrinin bütün medreseleri tatil edilmiştir. İkinci dönem Pehlevi hükumeti zamanında da kesinlikle tamir ve onarım görmedi. Ancak İslam inkılabının zaferinden sonra, Astan-ı Kuds-i Rezevi teşkilatının himmetiyle, medrese binası, mütehassıs kimselerin bütün çabalarına rağmen, binanın temelleri çürümüş olduğu için yapı kurtarılamadı. Temelden yıkılarak, aynı plan üzerine yeniden yapıldı.

TURİSTİK CAZİBELER
1- Şehrin piknik alanları ve eğlence yerleri:
a) «Büyük Millet Parkı»: Bu park, 1345 h.ş./1966 yılında, Vekilabad bulvarının girişinde yapılmıştır. 72 hektarlık alan üzerine kurulmuştur. Meşhed şehrinin en önemli ve en büyük eğlence ve turizm merkezlerinden ve piknik alanlarından biri sayılmaktadır. Bu mekân, bir piknik alanı ve eğlence merkezi olmasının yanı sıra, İmam Rıza (a.s) kültür ve sanat külliyesinin varlığı cihetiyle, bu külliyenin sınırları dâhilinde yer alması nedeniyle kültürel açıdan önem ifade etmektedir. Millet parkı, şehirdeki konumu, ulaşım kolaylıkları ve mevcut imkânlarıyla, her gün komşu bölgelerden, misafirlerden, doğal güzellikleri ve tabiatı seven insanlardan çok sayıda ziyaretçi kabul etmektedir. Bununla birlikte, bu park alanının 4 hektarlık alanı, eğlence merkezi olarak kullanılmaktadır. Bu eğlence parkı, 1351 h.ş/1972 yılında yapılmıştır. Aynı zamanda Meşhed şehrinin ilk eğlence parkı sayılmaktadır. Bu parkta bulunan dönme dolap, 80 m.lik çapıyla, orta doğunun en büyük dönme dolabı unvanına sahiptir. Bu külliye, ülke çapında tamamen standart bir tarzda teçhizatlandırılmış ilk mecmuadır. 1390 h.ş/2011 yılından itibaren, Dünya eğlence merkezleri birliğine (IAAPA)üyedir.
b) «Kuhsengi, kültür ve eğlence külliyesi»: Bu külliye, yaklaşık 100 hektarlık alan üzerine kurulmuştur. Bu alanın birçok yerinde taş tepeler bulunmaktadır. Müslümanlardan muteber kimselerin rivayet ettiklerine göre, hz. İmam Rıza (a.s), Medine’den Merv’e doğru tarihi-siyasi hicreti sırasında bu dağın yanına vardığında, sırtını oraya verip yaslanmış ve «Allah buraya bereket versin» diye duada bulunmuştur.
c) «Vekilabad, dağlık-ormanlık eğlence ve piknik alanı külliyesi»: Meşhed şehrinin kenar bölgelerinden ve en eski yaylalarından ve görülmeğe değer bölgelerinden biridir. Vekilabad mıntıkası, aynı ad ile bilinen bulvarın sonunda yer almaktadır. Bu yörede yapılmış olan bu piknik alanı, yaklaşık 70 hektarlık bir alana yapılmıştır. Doğal güzelliklerinin yanı sıra, bu mekânın yakınında, oldukça geniş ve büyük bir eğlence parkı da bulunmaktadır. Bu dağlık bölgenin adını alan eğlence parkı, 30 hektarlık bir alan üzerine kurulmuş, aynı zamanda 4 hektarlık hayvanat bahçesini de kendi içinde barındırmaktadır. Bu eğlence merkezinde, Buharlı tren, dönme dolap, döner atlar, vahşi boğa, cinema 2000, motor yarış alanı, yapay şelaleler, kayıklar vb. tam teçhizatlı bir parkta olması gereken şeylerin takriben hepsini bulmak mümkün.
d) «Baba Kudret turistik külliyesi»: Baba Kudret turistik külliyesi, Gacarlar dönemine ait, 200 yıllık bir geçmişi vardır. İranlı mimarlar ve ustalarca yapılmıştır. Bu değerli eser, 1380 h.ş/2001 yılında kültür mirası teşkilatı tarafından, milli eserler unvanıyla zapt edilmiştir. Bu külliye, kendine has özellikleriyle 8000 m²lik bir alanda kurulmuş ve şunları içermektedir:
- Nostaljik Restoran: Yaklaşık 200 m²lik bir alanda ve tamamen doğal ve nostaljik bir görünümle, ortalama 500 kişilik kapasiteli, zengin sünneti/yerli ve yeni tarz yemek çeşitleri ile değerli misafirlerin hizmetindedir.
- Nostaljik Çay Evi: Yaklaşık 1000 m²lik alanda, tamamen sünneti ve örfi bir tarzda yapılmış, çay, nargile ve tatlı çeşitleriyle misafirlerine hizmet vermektedir.
- Nostaljik Pazar: Yaklaşık 1100 m²lik bir alanda, 22 bölümden oluşmuş çeşitli eşyaların pazarlandığı ve aynı zamanda İran’ın el sanatları üzerine hünerleri sergilenmekte ve müşterilere takdim edilmektedir.
e) «Su Dalgaları Diyarı» Spor ve Eğlence Külliyesi: Bu su parkı, kültürel bir spor külliyesidir. Su Dalgaları diyarı unvanıyla, büyüklük ve üstü kapalı olması ve aynı şekilde sahip olduğu imkânlar yönüyle orta doğunun en büyük su parkı ve sunduğu hizmetler açısından da dünyanın en mükemmel su parklarından biri sayılmaktadır. Bu su parkının çeşitli bölümlerini şöyle özetleyebiliriz: Dalga havuzu, Şelale, Çağlayan, Yavaş ve hızlı kayaklar, Kara kuyu, Uzay çukuru, Savona ve Jakuzi v.s. Bu su parkı, dünya çapında İslami usullere uygun olarak ayarlanmış ilk su parkıdır. Haftanın çift günleri bu park hanımlara özel hizmet vermektedir. Bu günlerde bütün imkânlar hanımların hizmetine sunulmaktadır.
f) «Güneş» Sahil Parkı: Güneş Sahil Parkı külliyesi, Meşhed’in ikinci su parkı unvanıyla, 1390 h.ş/2011 yılı yaz mevsiminde, 15000 m²lik temel üzerine 4000 m²lik bir alan üzerine kondurulmuş olarak hizmete açılmıştır. Yedi tabakadan ibaret olan bu külliye, temeli ve yedi katlı olması açısından, dünyanın çok katlı su parklarının en büyüğü olma özelliğini korumaktadır. 18 metre yükseklikten dökülen şelale, sürat kayakları, ikili kayaklar, altı büyük halkadan ibaret döner kayaklar, üstü açık kayaklar, uzay çukuru kayakları, özel dalgıçlık havuzu, tedavi amaçlı tuzlu su havuzu, ölü deriyi temizlemek amacıyla kullanılan kum havuzu vb. şeyler, bu külliyenin cazip özelliklerindendir.
g) Meşhet, Harikalar diyarı Eğlence parkı: Bu üstü kapalı eğlence parkı, doğu elmas külliyesi içerisinde yer almıştır. Yüz’den fazla bilgisayar oyunu ve hediyeli oyunların yanı sıra, Tren oyunu, elektronik araba oyunları, langırt oyunları bulunan, iki katlı bir binada toplanmıştır. Özellikle çocuklar için unutulmaz dakikalar yaşatabilecek hususiyetlerde tasarlanmıştır. Bu külliyeyi, Meşhed şehrinin en büyük kapalı külliyesi olarak değerlendirmek mümkündür. Oldukça çekici ve güzel bir dekorasyona sahip olan bu rengârenk külliye, yabancı şirketler ve yatırımcılar tarafından ihdas edilmiştir. Misafirlerin refahı açısından, bu eğlence parkının her iki kısmında, yani içerde ve dışarda restoranlar ve büfeler mevcuttur. Bu restoran, İran çapında 34 şubesi bulunan bir restoran zincirinin şubelerinden biridir.
h) Cam-ı Cem Eğlence Külliyesi: Bu eğlence külliyesinde, yarış arabaları pisti, bunun yanı sıra özel arabalarla eğitim kursu, gayet heyecan verici pointball oyunları gibi faaliyetlere de yer verilmektedir. Bu külliyenin carting pisti, günün belli saatlerinde Ata binme gibi faaliyetleriyle de her gün binicilik merakı olanları eğlendirmektedir. Point ball oyunları da bu oyuna ilgi ve alaka duyanları buraya celp etmektedir. Savaş elbiseleri giyerek, bir birine renkli kurşunlar sıkanlar, hem oyuncular ve hem de çevredekilere heyecanlı dakikalar yaşatmaktadır.
i) Milletler Daimi Sirki: Bu proje, yaklaşık 20000 m²lik bir alana yapılmış, ortalama 1200 kişi kapasiteli ve Baharistan bulvarında karar kılınmıştır. Bu sirk, modern sistemlerle donatılmış ve dünyanın çeşitli milletlerden, özellikle Rusya, Ermenistan ve Almanyadan getirilen Artistlerin ve oyuncuların oynatıldığı, İran’ın en büyük sirkidir.
j) “İSTAP” Eğlence Parkı: Meşhed şehrinde bulunan bu eğlence parkı, 7000 m²lik bir alan üzerine kurulu, İran’ın üstü kapalı en büyük eğlence parkıdır. 1389 h.ş/2010 yılı Azer/Kasım ayında açılışı yapılmıştır. Bu külliyede 101 adet oyun aleti mevcuttur. Bunlardan biri Tren tünelidir. Üç boyutlu filmler ve konu değiştirme yeteneği ile İran’da bir ilktir. Bu eğlence merkezinin diğer imkânlarından bazıları da şunlardır: lazer oyunu, hareketli taşa tırmanma, patinaj, elektrikli arabalar, mutluluk treni, sekiz hatlı bowling ve bilardo gibi özel mekânlara kurulmuş bir takım etkinlikleri saymak mümkündür. Aynı şekilde, 64 kişi kapasiteli, dört boyutlu bir sinema, Cafe Shop, su ve ateş havuzunun yanı sıra, aynı zamandan 600 kişinin bir arada oynayabileceği, 100’den fazla mekanik ve PC oyun çeşidine sahiptir. Kısaca bu merkez, günlük 15000 kişiyi kabul edecek bir kapasiteye sahiptir.
2- Oldukça cazip Yaylalar ve Doğal güzellikler:
a) Şandiz’in Yayla Mıntıkası: Şandiz şehrinin Parkı, ailelerin, doğaseverlerin ve turistlerin istirahat etmeleri açısından oldukça uygun bir mekândır. Şandiz’in doğal yapısı, onu milletler arası örnek bir turizm merkezine dönüştürmüştür. Bu mıntıka, Meşhed şehrinin 38 km. batısında yer almaktadır. Bu mıntıkanın yol ayrımı, Vekilabad bulvarının bitiminden sağa doğru Şandiz ve Turgebe yolu ayrılmaktadır. Şandiz’in çok sayıda çayları, dereleri ve farklı iklimleri bir arada hissettiren göz alıcı güzellikleriyle, ziyaretçilerin ruhunu okşamaktadır. Şandiz’in girişinde, deri işleme, kilim, çok amaçlı taş kaplar gibi el sanatlarının sergilendiği satış merkezleri yer almaktadır. Şandiz yaylası, oldukça güzel yükseklikleri ve iç açıcı doğal manzarasıyla birlikte, 30 hektarlık alan üzerine kurulu orman piknik alanına sahiptir. Şandiz nehri de bu piknik alanının yanından geçmektedir.
b) Turgebe Yayla Mıntıkası: Turgebe yaylası, 1600 km² genişliğinde, dağlık bir bölgede, Binalud’un devamında yer almaktadır. Meşhed’e 15 km. uzaklıkta, şehrin batı yakasında, Vekilabad bulvarının bitimindedir. Turgebe, bu şehrin oldukça eskiye dayanan tarihinde önemli bir yere sahiptir. İslam’ın hâkim olduğu asırlarda, Tus çöllerinden biri olarak, Turuğebez adıyla matrah idi. Turgebe şehir parkı da bu şehrin belediyesi tarafından planlanarak yapılmış olup, ailelerin tabiat ile baş başa olabilecekleri tarzda doğal bir özelliğe sahiptir. Bu mıntıkanın en önemli el sanatları, yerli yapıtlar ve örgü sanatının yanı sıra, sepet örme işinde özel maharetleri vardır. Turgebe’nin turistik bir belde olması hasebiyle, bu gibi eşyaların pazarı da fena değildir. Zarif hasır örme sanatının, Meşhed şehrinin bu mıntıkasına sefer eden turistler açısından özel bir yeri vardır. Bütün bunlara ilaveten, Gül ve çeşitli bitkiler yetiştirmek de Turgebe halkının faaliyetlerinden biri sayılmaktadır. Aynı şekilde, bu mıntıkanın kuzey kanadında Binalud sıradağları yer almaktadır. Gerçekte Meşhed şehrinin batı ve güney batı kanadında yer almaktadırlar. Aynı zamanda sefalı ve yemyeşil dereleri vardır. Turgebe’nin oldukça güzel ve meyve dolu Mayan, Dehbar ve Cağreg dereleri de göz alıcı mıntıkalarındandır. Mayan deresi, Ezğed, Mayan Ulya, Mayan Sufla ve Hisar gibi köyleri kendisinde barındırmaktadır. Bu köylerin tarımsal açıdan ve bağları için gerekli suları, Mayan çayından temin edilmektedir. Dehbar deresinde de Dehbar ve Kelate Ahen köyleri bulunmaktadır. Buradaki topraklar da Dehbar çayı ile sulanmaktadır. Cağreg deresi ise Cağreg, Anberan, Turgeder köyleriyle, Turgebe ilçesinin kendisini barındırmaktadır. Bu mıntıka da Cağreg çayından sulanmaktadır. Turgebe’nin turistik mıntıkası, doğal güzelliklerinin yanısıra, piknik alanları, önemsenecek büyüklükte alış veriş merkezleri vardır. Bunlardan bazıları, Bostan Parkı, Lale Parkı, Şehir Parkı, Nasuh Abad Park ve Tepesi, Tulu Parkı, Nilüfer Parkı, Bune Parkı ve Biset Pazarı ki, 120 ticari bölümden oluşmaktadır.
c) «Bend-i Gülistan/Gülistan Barajı» Doğal manzaraları: Bend-i Gülistan barajı, oldukça bol suyu olan Turgebe deresinin başında, 4 km. uzaklıkta oldukça büyük kerpiç yapıdan ibarettir. Bu tarihi baraj, Teymuriler döneminde yapılmıştır. Onun arka tarafında bulunan gölet, bahar ve yaz aylarında göz alıcı ve gönül okşayan bir manzara sergilemektedir. Bu mıntıkaya gelenler için bu baraj sularında kayık yüzdürme imkânı da sağlanmıştır.
d) Gülistan Köyü: Bu köy, Meşhed şehrine 5 km. uzaklıkta, Turgebe caddesinin soluna düşmektedir. Bu mıntıka, Gülistan barajı civarında bulunan dağ manzaraları, meyve bağları ve yemyeşil derelere sahiptir. Aynı şekilde, Yasir ve Nasır İmam zade türbeleri de bu mıntıkada yer almaktadır.
e) Zeri Mağarası: Bu mağara, Meşhed’e 9 km. uzaklıkta, Gülistan köyünün yolu üzerinde ve bu mıntıkada bulunan çay’ın etrafında yer almış dağlarda yer almaktadır. Bu doğal oluşumun girişi, yerden 10 m. Yükseklikte ve batıya bakmaktadır. Mağaranın iç kısmı oldukça dolambaçlı ve girinti-çıkıntılarla doludur. Mağaranın iç kısmında su yoktur.
f) Zeşk Köyü: Bu köy, Şandiz yayla köyünden sonra, Binalud sıra dağlarının güney doğu yakasında ve Şandiz deresinin baş tarafında bulunmaktadır. Burası, Meşhed beldesinin en güzel yayla mıntıkası konumundadır.
g) Cağreg Yayla Köyü: Bu köy, Turgebe yayla mıntıkasından sonra ve buraya yaklaşık 7 km. uzaklıkta yer almaktadır. Bu yaylanın uzantısında Anberan, Turgeder, Kerdine, Tegare ve Şandiz ile sınırlanmaktadır. Söylentiye göre, bu köyün tarihçesi, İslam öncesine kadar dayanmaktadır. Bu köy, fasıllık oluşan nehre ilaveten bir kaç tane çay ve bir doğal çeşme çok sayıda şelalelere sahiptir.
h) Keneg, Dağ eteği köyü: Bu köy, Turgebe’ye 16 km. uzaklıkta yer almıştır. Evlerinin bir şekilde dağın eteğine oturtulmuş olması hasebiyle, Giylan şehrinin Masule kentine benzer bir yapıya sahiptir.
i) Doğal Yedi Havuz Parkı: Bu park, Meşhed’e 7 km. uzaklıkta 570 hektarlık bir alan üzerine kurulmuştur. Bu doğal mıntıkayı görmek için, Haliç caddesinde 3 km.lik bir yol kat etmek suretiyle, Seydi şehrini geçmek gerekmektedir.
j) Moğan Mağarası: Bu mağara, Meşhed’in yaklaşık 60 km. güneyinde, Balender, İrdimeh, Hanruh köylerinden sonra, köyün güney yakasında ve Moğan deresine bitişen dağın eteğinde yer almaktadır. Burasının deniz seviyesinden yüksekliği, 2870 m. Ve Meşhed civarı mıntıkalardan yüksekliği ise 1900 m.dir. bu mağaranın girişleri, onun iki tarafında oluşmuştur. Mağaranın derinliklerine varıldıkça, genişliği artmakta ve yol aşağı doğru devam etmektedir. Mağaranın içinde dikine kuyular oluşmuştur ki, onun iç alanını üç eşit kısma taksim etmektedir. Mağaranın bir kısmı, kristalleşmiş kireçler, üst kısımlarda oluşmuş kristalize memeler ve onlardan akan damlalardan yerlerde oluşan kireçsi kabuklardan ibarettir. Bu kireçlerden meydana gelen oluşumlar da Fındık kabuğu, süngerimsi ve karnabahara benzer şekiller meydana gelmiştir. Bu mağarada oldukça tehlikeli uçurumlar bulunmaktadır. Bu nedenle oraya kılavuzsuz ve gerekli araç –gereç olmaksızın girmek, çok tehlikeli ve akıl almaz bir iştir.
k) Hendelabad (Henduabad) mağarası: Meşhed’e 44 km. uzaklıkta, Tebadkan bölgesinde, Hendelabad köyünün yakınlarında yer almaktadır. Mağaranın uzunluğu 90 m.dir. İçinde bir çeşme vardır. bu mağaranın iç kesimi kireçsi sütunlar, kristalize memeler ve onlardan akan damlalardan yerlerde oluşan kireçsi kabuklardan ibarettir.
l) Ehlemed (Çenaran): Ehlemed’in doğası, Çenaran ilçesinin turizme en elverişli tabii güzelliklerine sahip yerlerden biridir. Meşhed’in 85 km. kuzey batı kesiminde yer almaktadır. Gülmekan’a 10 km. uzaklıkta bulunan Çenaran caddesi üzerinde bulunmaktadır. Bu yayla mıntıkası, iç açıcı yeşil dereler, meyve bağları ve doğal şelalelerle kaplıdır. Binalud dağı eteklerinde yer almaktadır. Deniz seviyesinden yüksekliği, 1335 m. dir. Ehlemed deresinin girişinde, Teymuriler zamanından kalma bir baraj vardır.
m) Ehlemed (Çenaran) Şelalesi ve Taş duvarları: Ehlemed köyü, Çenaran ilçesine 12 km. uzaklıkta kurulmuştur. Bu köy, dağlık bölgede ve görülmeğe değer, oldukça güzel bir dere yatağı üzerinde yer almıştır. Suların bol olduğu dere yatağı üzerinde iki adet şelale vücuda gelmiştir. Onların her biri 18 m. yüksekliktedir. Ehlemed deresinin oldukça yüksek kireç taşından oluşmuş duvarları vardır ki, dağcıların ve taşa tırmanma sporu meraklılarını kendisine cezbetmektedir.
n) Haro ve Durud (Nişabur) köyleri: Bu köyler de Nişabur ilçesinin yakınlarında bulunan yayla köylerindendir. Oldukça uyumlu suyu, havası, meyve bağları, fasıllık akarsuları ve görülmeğe değer manzaralara sahiptirler. Sıcak yaz aylarında, buraya eğlenme ve turistik amaçlı gelen misafirlerini ağırlamaktadır.
o) Karasu Şelalesi (Kelat-ı Nadiri): Kelat-ı Nadiri yakınlarında bulunan Karasu deresi, dağlık, sulak, cazibeli ve aynı zamanda sefalı bir yerdir. Bu dağlık mıntıkada çok sayıda yapılmış olan asma merdivenlerle Karasu şelalesi ziyaretçiler tarafından daha güzel bir şekilde izlenebilme imkânına sahip olmaktadır.
p) Hurşit İmareti (Kelat-ı Nadiri): Son yıllarda halk arasında Kasr-ı Hurşit yani Güneş sarayı adıyla meşhur olan bu bina, aslında tamamlanmamış bir türbe binasıdır. Onun doğu yanında ve bitişiğinde bulunan eğri kümbetli mescit, eskiden dinsel ve kültürel faaliyetlerin merkezi konumundaydı. Bu bina Kelat şehrinin orta kesiminde yer almaktadır. Sefer name metinlerinin takriben tamamına yakını, bu mekândan “Nadir’in Makberi” olarak bahsetmişlerdir.
q) Micen Nehri Şelalesi (Türbet-i Haydariye): Bu göz alıcı şelale, Türbet-i Haydariye’nin 48 km. batı kesiminde yer almaktadır. Micen Nehri nahiyesi, dağlık bir mıntıka olup, burada bulunan şelale, bu mekânın en gözde güzelliklerinden biri sayılmaktadır. Bu şelalenin yüksekliği 28 m.dir. Kaynağı, Türbet-i Haydariye’nin 54 km. kuzey batısanda bulunan Cibal-ı Çehel ten sıradağlarından gelen sulardır.
r) Kemer Makbula deresi: Turgebe’ye 3 km. uzaklıkta ve Dağıstan deresine 1 km. uzaklıkta bulunan mıntıkanın adıdır. Bu el değmemiş mıntıka, volkanik kapak taşlarla kaplı, oldukça alımlı bir görüntü sergilemektedir. Öyle ki bu taş eserleri görmek için turistik heyetler oluşturulsa yeri vardır. Kemer Makbula’ya yakın bir yerde mevcut, doğal eğlence parkı, doğaseverleri ve bilimsel araştırmacıları karşılamaya hazırlıklıdır. Kemer Makbula’ya giden yol, Turgebe hotelinin yanından geçen cadde üzerindedir.
ALIŞVERİŞ MERKEZLERİ VE FUARLAR
1- Elmas-ı Şark Turistik Alış-veriş merkezi: Bu külliye, 110000 m²lik arsada, yaklaşık 26000 m²lik bir alan üzerine, 6 katlı bir A.V.M unvanıyla kurulmuş ve 1384 h.ş/2005 yılında açılışı yapılmıştır. Bu külliye, 1200 ticari bölümüyle, ülke çapında en büyük ticari merkezlerden biri sayılmaktadır. Özellikle ev eşyası, ses ve tasvir, telefon ve mobil, bilgisayar, lüks dekorasyon eşyaları, oyuncaklar, el sanatları, giyecek, çanta ve ayakkabı v.b şeylerin temin edilebileceği bir A.V.M unvanıyla müşterilerin hizmetine sunulmuştur. Elmas-ı Şark, turistik ticaret merkezi, kendine özgü bir mimari sanatıyla planlanmıştır. Zira İran’da ilk defa özel bir mimariyle yapılan, hissedilmeyecek tarzda, %3 oranında eğimli ve kıvrımlı bir yapıya sahiptir. Bu yapı tarzı, Asansör ve merdivenlerden yararlanmaksızın, bu külliyenin bütün katlarını görme imkânı sağlamaktadır. Aynı zamanda bu külliyenin yapısında yer alan büyük kümbet, dışarıdan bakıldığında bir elmas görünümünü çağrıştırmaktadır. Özellikle geceler, özel ışıklar saçmaya başladığı zaman, bu külliye oldukça güzel bir görünüm kazanmaktadır. Bu külliyenin diğer bir özelliği de kümbetin tam altında oturtulmuş olan atrium tarzı büyük vitrinli salon, buz mavisi görünümüyle bu külliyeye farklı bir güzellik katmaktadır. Bu külliyenin her katının yüksekliği, 4.5 m. dir. Bu mecmuanın diğer bir özelliği de yine su görünümlü, oldukça güzel ve kendine has fıskiyeleridir. Bu fıskiyelerden su 30 m. yüksekliğe kadar 4 farklı şekilde bir su dansı yansıması vermektedir. Panoramik şişeden yapılma asansörleri, yine camdan yapılma büyük ve merkezi salonları, turistik bir yapıya sahip olup, iki adet 5 boyutlu sineması ve dünyanın tuzlu sularında yaşayan canlıları yansıtan büyük akvaryumu, Cafe Shop’ı, Harikalar diyarı eğlence parkı, Çiniciler pazarı, çeşitli klasik ve sünneti Restoranlar, Fast food’larla donanmıştır. Ayrıca dünyanın ünlü şirketlerinden; LG, Samsung, Sony, Brandis giyim, Saliyan giyim, Giverdano, Zara giyim, Balno giyim, Astan-ı Kuds satış merkezi, İbn-i Nasır satış merkezi, Buf Restoranı, Mister Deyzi Restoranı ve benzeri merkezlerin yanı sıra adından bahsettirecek kabiliyette bir merkezdir.
2- VİSAL Turistik ticaret merkezi: Altın ve çeyizlik eşyaları bulunduran ticari bir merkezdir. Elmas-ı Şark A.V.M sinin yanı başında bulunmakta, yaklaşık 70000 m²lik bir temel üzerine 16000 m²lik bir zemin üzerine oturtulmuş, 6 katlı bir binadır. Bu ticaret merkezinde gelin ve damat için gerekli eşyaların yanı sıra giyecek elbise çeşitleri, parça kumaş, ayna ve şamdan, süs malzemeleri, çanta ve ayakkabı vb. şeyler de bulunmaktadır. Bu binanın da kendine özgü mimarisi ve yapısı dikkate değerdir. Visal, oldukça güzel bir mimariyle planlanmıştır. Büyük kabul salonları, restoranlar, müzikli su fıskiyeleri, çok katlı araba parkı ve diğer imkânları ve hizmetleri, ziyaretçilerin ve müşterilerin, boş vakitlerini değerlendirmek, gezmek ve alış veriş amaçlı yapılmış geniş ve açık alanları mevcuttur. 6000 m²lik Hipermarketi ve 2800 m²lik kendine özel yapısıyla restoranı, bu mekânın ziyaretçilerini bir hayli cezbetmiştir. Bu ticaret merkezinin kendine has özelliklerinin yanı sıra Elmas ticaret merkeziyle bir tünel vasıtasıyla bağlanmaktadır ve bu tünelde 21 ticari bölüm faaliyet göstermektedir. Elbette bu iki ticaret merkezinin üst katlardan da irtibatları mevcuttur.
3- Milletlerarası Şehit Kave büyük Pazarı: Bu milletlerarası büyük Pazar, 440’ı aşkın ticari bölümlerden teşkil olunmuştur. Banka şubeleri, ticari hizmet büroları, ayrıca dinlenme tesisleri ve tesisatlar bulunmaktadır. Bu Pazar, günümüzde Horasan bölgesinin hediyelik eşyalarıyla donatılmış, muteber ticari merkezlerden biridir. 650 arabanın park edebileceği çok katlı otoparkın varlığı, ziyaretçilere hizmette öncülük etmektedir. Bu Pazar, daima yeni ve uygun fiyata mallar temin etmek suretiyle, güvenli ve sakin bir ortam oluşturmakta ve müşterileri memnun edecek gereçleri temin etmektedir.
4- İmam Rıza Pazarı: Haremin etrafının ve büyük pazarın bir kısmının tahrip edildiği 1354 h.ş/1975 yılında, esnafın başka bir mekâna intikal ettirilerek işlerine devam etmeleri amacıyla bu Pazar kurulmuştur. Pazarın binasında İslam mimari sanatı esas alınmıştır. Bu pazarın girişi, Beytu’l-Mukaddes adlı göbekten başlar, 17 Şehriver meydanında son bulur. Pazar, giriş ve üst kat olmak üzere iki katlı yapılmıştır. 960 m. uzunlukta ve 33 m. genişlikte, 1711 adet ticari bölümden oluşmuştur. Pazar, sekizli 7 ana bölümden oluşmaktadır. Her bölümde, giriş katta 100 dükkân ve üst katta 120 dükkân bulunmaktadır. Bu satış merkezinde Meşhed şehrine ait yerli hediyelik eşyalar, ziyaretçilerin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik, Firuze, akik cinsi yüzükler, ıtriyat, zaferan, tatlı ve şeker çeşitleri, mühür ve teşbihler, giyecek eşyalar vb. şeyler bulunmaktadır. Bu Pazar, özellikle hareme yakın olması nedeniyle, ziyaretçiler tarafından yoğun ilgi görmektedir.
5- Hayyam ticaret merkezi: Milletlerarası ticari iletişim ve turistik hizmetler veren bu alış-veriş merkezi, Meşhed şehrinin kuzey bölgesinde, Hayyam ve Ebu Talib-i Şumali bulvarlarının kesiştiği çevre yolu üzerinde, 200 hektarlık bir alana kurulmuştur. Bu mekânda, A.V.M ler, misafirleri ağırlayacak dinlenme tesisleri ve restoranlar, Cafe Shoplar, Cafe Net’ler vb. hizmetler sunulmaktadır. Hayyam Pazarı, 196 ticari bölümden oluşmakta ve özel bir mimariyle yapılmış olup, yeşil alana sahip bir hayatı ve dinlendirici bir fezaya sahiptir. Genel anlamda turistik amaçla gelmiş olan ziyaretçilerin bütün ihtiyaçlarına cevap verecek niteliktedir.
6- Merkez Pazarı: Bu ticaret merkezi, Şüheda dört yolunda kurulmuştur. Onun sınırları geniş bir alanı kendine ihtisas ettirmiştir. Pazarın binaları, dört katlı yapılmıştır. İkinci katında ticaret büroları ve toptan satış merkezi yer almaktadır. Alt katlar ise genel olarak bu merkezin tesisatı ve otoparkı olarak kullanılmaktadır. İki kısımdan oluşan Pazar, 1374 h.ş/1995 yılında yapılmıştır. Bu merkezin dükkânlarında genel olarak, giyecek, hediyelik eşyalar, ziynet eşyaları, dinsel motifler ve turistik amaçla gelen ziyaretçilerin çeşitli ihtiyaçlarına temin amaçlı gereçler bulunmaktadır.
7- Zist-i Haver ticaret sitesi: Bu ticaret merkezi de Kuhsengi caddesinin başlangıcında bulunmaktadır. Günümüzde meşhed şehrinin en önemli A.V.M. lerinden biri olarak bilinmektedir. 10000 m²lik bir alan üzerine oturtulmuş bu mekân, 17 katlı, 68 m. yükseklikte ve 75000 m²lik temel üzerine yapılmıştır. Bu bina, İran’ın en büyük ticaret ve mesken amaçlı yapılmış binalarından biridir. Bu site, 4 katta, 700 ticari bölüm, 250 araba kapasiteli otopark ve dört katta 198 apartman içermektedir. Diğer bir takım imkanlarıyla birlikte, orta doğuda eşine az rastlanır cinsten bir ticari merkezdir.
8- Proma Ticaret Sitesi: Bu ticaret merkezi, Canbaz meydanının kenarında, 5000 m²lik alanda dükkânlar ve yaklaşık 20000 m²lik alanda da satış merkezleri yer almaktadır. Bunların tamamı 5 katlı bir bina şeklinde yapılmıştır. Bu mekanın imkanlarını, 300 bölümlük dükkanlar, otopark ve 4000 m²lik yeşil alan ve dinlenme mekanı, ayrıca günlük 7000 kişilik ziyaretçi kabul kapasitesi olarak sayabiliriz. Bu merkez genel olarak süpermarket cinsi eşyalar, sebze ve meyveler, çikolata çeşitleri, oyuncakçı dükkanları, süs ve ziynet eşyaları, altın ve gümüş cinsi takılar, kırtasiye, ev aletleri, giyecek ve bunların yanında Fast foud cinsi şeyler sunmak suretiyle müşterilerin hizmetindedir.
9- “Horasan Sanayisi” ticaret merkezi: Bu mekân, Horasan’ın yerli ve sünneti sanatlarını ve hünerlerini ihya etmek amacını gütmektedir. Dağlık bölgede kültürel ve eğlence amaçlı, Belediye tarafından ortama uygun, 2650 m²lik bir alanda, 54 mağaza giriş katında ve üst katta, hüner ve sanatsal faaliyetlere yönelik dört büyük salonda on üç gurup halinde, 1384 h.ş/2005 yılında ihdas edilmiş bir kuruluştur. Bu sanayi sitesi, Meşhed şehrinin yerli ve sünneti sanatsal hünerlerini ve yaratıcılığını sergilemek ve kültür mirası eserleri korumak açısından oldukça önemlidir.
10- Altun Ticaret Burcu: Altun burcu, ticari açıdan Üniversite caddesine ayak basan her hemşerinin ve misafirin hayretle görmeği arzu edeceği, gerçekten görülmeğe değer bir görünüme sahiptir. Bu burçta, muhtelif çanta, ayakkabı, giyecek, radyo ve tv cinsinden her türlü çalgı ve görsel araçlar, ev aletleri, ziynet ve süs eşyaları, en kalite ve marka cinslerin en münasip fiyatlarla müşterilere takdim edildiği bir külliyedir.
11- Kiyan Center: Bu ticari oluşum, Meşhed şehrinin en büyük ticaret sitelerinden biridir. Fast food, oyun salonları ve hipermarketler vb. oluşumlar yer almaktadır. Bu site, Canbaz caddesiyle Şehit Feramerz Abbasi caddelerinin kesiştiği noktada yer almıştır.
MEŞHED’İN HEDİYELİK EŞYALARI
1- Firuze ve Akik yapımı: Horasan-ı Rezevi adıyla bilinen Meşhed şehrinde firuze ve akik işlemesi, eskiden beri oldukça önemli bir yere sahiptir. Günümüzde de bu taşlarla yapılan ziynet eşyaları, Meşhed şehrinin hediyelik eşyaları arasında, bu şehri ziyarete gelenlere sunulmaktadır. Ziyaretçiler de buradan aldıkları bu yüzük vb. şeyleri teberrük niyetiyle kendi memleketlerine götürmektedirler. Arkeolojik açıdan en eski Firuze taşı, Nişabur’da keşfedilmiştir. Onun geçmişi 5500 yıl öncesine dayanmaktadır. Bu da gösteriyor ki, bu değerli taş, binlerce yıl öncesinden beri toplumlarda ziynet eşyası olarak kullanılmaktaydı. Firuze mahsulleri, nitelik ve rengine göre muhtelif adlarla anılmaktadır. Onların en çok tutulan ve en değerli olanı, parlak mavi olanıdır. Bu değerli taştan muhtelif gerdanlıklar, yüzükler yapılmakta ve pazarlanmaktadır. Akik taşı üzerinde yapılan işleme sanatının tarihçesi de oldukça eski zamanlara dayanmaktadır. Yaklaşık 3000 yıllık geçmişi olduğu söylenmektedir. Madenden kesilerek alınan taşlar, tıraş edildikten sonra, cilalanmakta ve çeşitli ebatlarda pazarlanmaktadır. Akiklerin, İran, Yemen ve Hint akiği gibi çeşitleri de mevcuttur.
2- Dinsel anlamlı sancaklar: Dinsel ifadeler taşıyan sancakların yapımı, hz. İmam Rıza’nın (a.s) hareminin Meşhed şehrinde olması hasebiyle, bu şehirde özel bir öneme sahiptir. Bu vasıfla, bu gibi sancak ve bayraklar, bu mukaddes şehrin bir hediyesi unvanıyla, ziyaretçiler tarafından teberrük amaçlı satın alınmaktadır. Diğer şehirlerden, hatta Arabistan, Kuveyt, Hindistan, Pakistan gibi diğer ülkelerden gelen dini heyetler tarafından da temin edilmektedir. Bu sancaklardan genel olarak yas meclislerinde ve diğer dinsel merasimlerde istifade edilmektedir. Bu sancaklar genel olarak ince kumaşlar üzerine, özellikle siyah ve yeşil gibi muhtelif renklerde işlenmektedir. Bazıları iki tarafından çubuklar geçirilmiş oldukça büyük ve diğer bazıları da orta boyda yapılmışlardır ki, onlara “salavat sofrası” da denilmektedir. Bunların parçaları da üzerine işleme yapılan parçalar cinsinden seçilmekte ve onların üzerine dinsel ve mezhepsel motifler işlenmektedir. Bunlardan bazılarında ise kesilmiş harfler, parçaların üzerine dikilmek suretiyle oluşturulmaktadır. Bu tip sancaklar genel olarak mescitlere asılmak amacını gütmektedir.
3- Kırk Anahtar Camları: Günümüzde Meşhed hediyelik eşyalarının sunulduğu satış merkezleri ve diğer mekânlarda, üst üste dizilmiş altın renkli camlar göze çarpmaktadır. Bunlara kırk anahtar camları denilmektedir. Zira bu camların ince kenarlarında küçük delik bulunurdu ki, onun içine kırk tane dikdörtgen şeklinde, üzerine «Bismillahirrahmenirrahim» yazılı pirinç, bir bağ ile ilginç bir tarzda bu deliğe yerleştiriliyordu. Bu camın dış kenarına, on dört masum’un (a.s) isimleri sülüs hattıyla, sekiz adet birbirinden ayrı kitabe şeklinde yazılırdı ve sekiz daire onları birbirinden ayırırdı. Bu camların dışı, bazı esrarengiz rakamlar ve harflerle işlenir ve camın başka bir yerine de Nad-ı Ali duası işlenirdi. Bazı söylentilere binaen, bu cam, işlerin yolunda gitmesi, baht açılması, yeni doğan bebeğin sağlıkla kırkını geçirmesi gibi birçok konuda yararlıymış. Daha sonraları bu camlara bir de el şekli izafe edilmiştir.
4- Yedi kalem/çeşit baharat: Ziyaretçilerin, mukaddes Meşhed şehrinden hediyelik olarak kendi şehir ve memleketlerine götürdükleri şeylerden biri de Yedi kalem/çeşit diye adlandırdıkları bir baharat çeşididir. Bu baharat daha çok kelle-paça ve diğer sulu yemekler gibi İran sofrasına ait bazı yemeklerde kullanılır. Bu baharatın içinde şunlar yer almaktadır: Tarçın, Somak, Gülper, Zencefil, Karabiber, Kırmızıbiber ve Sarı kök. Onların satışa sunulduğu yerler, görünüm açısından özel bir güzellik sergilemekte ve bir renk cümbüşü oluşturmaktadırlar. Bunların yanısıra, Pilavlık baharatlara ve on sekiz renk baharatına da işaret edilebilir.
5- Zaferan ve Diken Üzümü: Zaferan tarlaları, gezginlerin gözleri önünde oldukça güzel bir manzara sergilemekle kalmıyor, aynı zamanda Meşhed şehrinin en asil hediyeliklerinden biri olarak ziyaretçilere sunulmaktadır. Ziyaretçiler bu mahsulü, şehrin pazarlarından kolaylıkla temin edebilmektedirler. Genel olarak Zaferan alanlar, onunla birlikte diken üzümü de almaktadırlar. Günümüzde zaferan’ın gülü, dalı ve kökü satışa sunulmaktadır. Diken üzümünün de birçok çeşidi vardır. Onların en önemlileri Narımsı ve kabarık (Ziyafetlik) olanıdır.
6- Kuruyemişler: Kuruyemişler, eski zamanlardan beri İranlıların damak zevki olarak bilinmektedir. Gıda değeri açısından da dikkate değerdir. Eskiden meyveleri sağlıklı bir şekilde uzun zaman korumak imkânı olmadığından, meyveleri, muhtelif yöntemlerle kurutuyor ve onların çekirdeklerini de ayırıp saklıyorlardı. Bu kurutma işleminde, meyvenin suyu buharlaştırılıyor, ancak şeker, kalori ve asıl gıda değeri aynen korunuyor. Böylece Meşhed şehrinin hediyelik eşyalarından bir bölümü de bu kuruyemişlere ayrılmış durumdadır. Onlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz: Buhara Vişnesi, Erik, Levaşek (Bir çeşit pestil), Şeftali kurusu, kuru incir, kuru dut, leblebi, üzüm ve çekirdek çeşitleri.
7- Tatlı çeşitleri, Nabat ve Suhan: Nabat, şeker şerbetinin billurlarından özel bir yöntemle elde edilen bir çeşit şekerdir. Bütün parça veya dal şeklinde pazarlanmaktadır. Şekerleme ve tatlı çeşitleri de ceviz içli, bademli, gül kokulu, üzümlü ve zaferanlı gibi değişik zevklere hitap edecek tarzda yapılmaktadır. Zencefilli çikolatalar da Meşhed şehrinin en çok talep gören hediyelikleri arasındadır. Bütün bu tatlı çeşitlerinin yanısıra, “Kak-ı Rezevi” adıyla bilinen tatlı çeşidinin bu hediyelikler arasında özel bir yeri vardır.
8- Itriyat: İslam dininde güzel koku kullanmak tavsiye edildiği ve hz. Peygamberden (s.a.a) bu konuyla ilgili birçok rivayetler nakledildiği için, ziyaretçiler, İmam Rıza’nın (a.s) Haremine girmeden önce bu güzel kokulardan kullanmaktadırlar. Bu gibi şeyleri satışa sunan mağazalar, vitrinlerini rengârenk parfüm, kolonya ve ıtır şişeleriyle süslemişlerdir. Renk ve koku cümbüşünün bir arada yaşandığı bu mağazalarda şu kokulara rastlamak mümkündür: İğde çiçeği, Kübra, Meryem gülü, Nergis Çiçeği, Bahar çiçeği, Zaferan, Kar çiçeği, Yas gülü vb. gibi. Ayrıca Harem kokusu, Gül-i Muhammedi ve Yas, dinsel anlamda en çok tutulan kokulardandır.

 
 
Ziyaretçi sayısı:3078
 
Yorumunuz
 
امتیاز دهی
 
 

نظر شما
نام
پست الكترونيک
وب سایت
نظر
...