News
6/8/2018
Hak, yalvarmakla değil, güçle alınır

Kutsal Rezevi Külliyesi Mütevellisi:  
Hak, yalvarmakla değil, güçle alınır

Kutsal Rezevi Külliyesi mütevellisi hüccetülislam Reisi, hakkın yalvarmakla değil de iktidar ve güçle  alınabileceği, Filistin’in tarihi tecrübesi uzlaşma yolunun dayatma sahasına adım atmak olduğunu gösterdiğini ifade etti.
Astan News’un bildirdiğine göre Kutsal Rezevi Külliyesi mütevellisi hüccetülislam Reisi, Tebriz’de İmam Humeyni Musallasında kudüs günü konuşmasında şöyle dedi: İran’da İslam İnkılabının zafere ulaşması Filistin halkının mücadelelerinde bir dönüm noktasıydı ve bu mücadeleyi, bir etnik ve milliyetçi hareket olmaktan çıkararak, bir İslami direniş ve halkçı harekete dönüştürdü ki bu hareket İmam Humeyni’nin mücadele tarzı ve gerçekte öz Muhammedi İslam’ın zulümle mücadele yöntemiydi.
Hüccetülislam Reisi konuşmasını şöyle sürdürüdü: Arap ülkeler, Filistin’i milliyetçi savunma çerçevesinde ardı ardına hezimetlere uğradılar ki bunun açık örneklerine 1967 ila 1973 yıllarında tanıklık ediyoruz, ancak İslami ve halkçı direnişin şekillenmesi ardından Direniş cephesinin başarıları ve zaferleri bir biri ardı sıra parlamaya başladı; Siyonistlerin geri çekilmesiyle Lübnan Güneyi ve Gazze özgürlüğe kavuştu ve siyonist rejim karşıtı 33, 22, 51 ve 8 günlük savaş, adım adım onları geri püskürttü ve düne kadar Nil’den Fırat’a kadar alana hakim olduğunu iddia eden siyonist rejimi, kendi güvenliğini sağlamak için etrafında beton duvarlar örmek mecburiyetinde bıraktı.
Rehberlik Bilgeler meclisi üyesi konuşmasının devamında şöyle dedi:  Filistin’in tarihi tecrübesi gaddar düşman karşısında hakkı elde etmek, halkçı direniş sahasında gerçekleşeceğini gösteriyor ve uzlaşma masaları aldatma sahalarıdır ve sadece düşmana cesaret veriyor.
Oslo anlaşmasına değinen Rehberlik bilgeler meclisi üyesi hüccetülisalm Reisi Siyonist sahte rejimle mücadele etmekten yorulan Filistinlilerle İsrail rejimi arasında imzalanan Oslo anlaşmasının sonu ne oldu: sonuş şuydu ki Siyonistler Amerika’nın desteğiyle kağıt üzerinde kaydedilen ne varsa elde ettiler, ancak buna karşın verdikleri taahhütlerin hiçbirini yerine getirmediler ve hatta 10 yılın ardından Oslo müzakerelerinin bir yalandan ibaret olduğunu anlayan anlaşmanın imzacısı Yaser Arafat’ı bile şüpheli bir şekilde sildiler.
Kutsal Rezevi Külliyesi Mütevellisi hüccetülislam Reisi konuşmasının devamında şöyle dedi:  Bugün Amerika başkanı, yüzyılın anlaşması olarak adlandırdığı Filistin için yeni bir planı olduğunu ileri sürmüştür. Soru şudur ki Amerika ve Siyonistlerle anlaşma masasına oturacak taraf kimdir? Acaba tüm Filistinlilerin muahalefet ettiği tek taraflı bir dayatmaya anlaşma mı diyorsunuz? Acaba Filistin’in hüviyeti ve mahiyeti ile ilgili olan bir anlaşma Filistin halkı gözetilmeden yapılabilir mi?
Hüccetülislam Reisi açıklamasının devamında şöyle dedi: Trump bu anlaşmada Mısır’ın bir parçası olan Sina’yı yeni bir ülke için tahsis etederek, bu ülkenin kurulmasının parasını da hain BEA ve Arabistan liderlerinden almak istiyor; bu planla 5 milyonluk Filistin’li mültecinin bir bölümünü Sina çölüne yerleştirip gayri Meşru Siyonist rejimin napak hayatı için diğer Filistin’li mülteciler sorun oluşturmasın diye, geriye kalan mültecilere de bazı ülkelerin vatandaşlığını vermek istiyor.
Nizamın maslahatını belirleme konseyi üyesi açıkalamsının devamında Trump’ın bir tarafta Filistin’li kimliği yok ederken, diğer taraftan Kudüs’ü Yahudileştirmek ve Mısır’ı işgal etmek istediğini kaydederek, “bu nasıl yüzyılın anlaşmasıdır, bu girişim bölge milletlerinin öfke ateşi üzerine benzin dökmektir”diye kaydetti.
Hüccetülislam Reisi konuşmasını şöyle sürdürdü: Ben Trump’a Amerika eski başkanlarının planlarına bir göz atmasını ve yeni planın da yenilgiye mahkum olduğunu anlamasını tavsiye ediyorum, Amerika planı yüzyılın anlaşması değildir ve bu anlaşma Amerika’lılar ve müttefikleri için, içine batacakları yüzyılın bataklığıdır.
Hüccetülislam Reisi konuşmasının devamında şöyle dedi: Batılı habis akım geçmiş yüzyılda, Siyonist rejimin kuruluşu  karşılığında onları Arabistan’a hakim kılmak için Al-i Suud ile anlaşma yaptı ve bugün ise aynı anlaşmayı şekillendirerek, Filistinlilerin hüviyetini ve Kudüs-i Şerif’i yok etme karşılığında Al-i Salman’ın Arabistan’da hakimiyetini pekiştirmek istiyor. İran İslam cumhuriyeti ve İran’ın hekim lideri tüm demokratik ve halkçı ilkelere dayanarak sadece Filistin meselesinin çözümü için değil de Bahreyn ve Yemen gibi bölge krizlerinin çözümü için bir çözüm yolu önerdi ve bu çözüm yolu ise, Müslüman’ı ile, Yahudi’si ile ve Hristiyan’ı ile tüm Filsitin halkının oylarına başvurmaktı; bu bir demokratik çözüm yoludur. İran İslam Cumhuriyeti Ortadoğu’da özellikle Batı Asya’da, barış ve huzur etkenidir ve İran’ın IŞİD, El-Kaide ve Siyonist rejim yapımı tekfirciler karşısında müsteşarlık girişimleri olmasaydı, bugün bölge savaş ateşinde yanmış olacaktı.
 
 
Yorumunuz
 
امتیاز دهی
 
 

نظر شما
نام
پست الكترونيک
وب سایت
نظر
...