News
4/25/2018  
Şeyh Bahai, Kutsal Rezevi Külliye’nin mimarı

 
Şeyh Bahai, Kutsal Rezevi Külliye’nin mimarı

Şeyh Bahai olarak ün yapan Şeyh Bahaeddin Amuli, İran diyarının kameri 10 ve 11. Yüzyıllarının ünlü Şia alimlerinden biridir.
Şeyh Bahai’nin babası İzzeddin Hüseyin bin Abdüssamed bin Muhammed bin Ali bin Hüseyin 10. asrın büyük fakihlerindendi. Şeyh Bahai, fıkıh, usul, hadis, rical, hikmet, kelam, matematik, tefsir, şiir, tarih, edebiyat ilimlerinde dönemin meşhur alimlerindendi. Şeyh Bahai’nin babası aynı zamanda Şehid Sani’nin meşhur öğrencilerinden biriydi.
Şeyh Bahai kameri 996 yılında Safevi kralı birinci Abbas’ın başkenti İsfahan kentinin Şeyhül İslamlık görevini üstlendi ve vefat ettiği güne kadar bu görevi sürdürdü.
Şeyh Bahaî 17 Zilhicce hicri 953’de de Lübnan’ın Balebek şehrinde dünyaya geldi. Babası ona Muhammed adını koydu. Muhammed okuma yazma, Kur'an'ı Kerim, ahkâm ve dini bilgileri vatanında anne ve babasının yanında öğrendi.
Şeyh Bahaî yıllarca eğitimle meşgul oldu. Bu yıllar içerisinde meşhur ve büyük fakihler yetiştirdi. Molla Sadra-i Şirazi, Molla Muhsin Feyz-i Kaşani, Feyyaz Lahici, Seyyid Macid Behrani, Fazil Cevad Bağdadi, Molla Halil Gazi Kazvini, Şeyh Muhammed bin Ali Amuli, Muhakkik-i Sebzivari, Muhammed Salih bin Ahmed Mazenderani, Muhammed Taki Meclisi, Şeyh Bahai’nin yetiştirdiği ünlü talebelerden bazılarıydı.
Şeyh Bahai 30 yılı aşkın bir süre Mısır, Suriye, Hicaz, Irak, Filistin, Afganistan ve diğer bir çok ülkeye seyahat etti ve büyük üstatların nezdinde çeşitli ilimleri öğrendi. O yıllarda seyahat etmek oldukça zordu ve eşkiyaların baskını, kurtların saldırısı, yolu kaybetmek, çölde aç susuz kalmak ve diğer onlarca tehlike seyahat etmek insanları tehdit ediyordu. Ancak buna karşın Şeyh Bahai İsfahan’da Şeyhül İslamlık makamını ve Şia alimlerin başkanlığını ve halkın taklit mercii gibi önemli mevkileri ve sarayı bırakarak halk arasına katıldı ve böylece onların acılarını öğrenmek istedi ve ardından hasta İslam toplumunu tedavi etmeye başladı.
Usta mimar Şeyh Bahai
İran halkı Şeyh Bahai’yi en çok matematik ve mimarlık ve mühendislik alanlarında mahareti ve yeteneği ile tanıyor. Nitekim İsfahan’da İmam Humeyni –ks– camii, Necef hisari mimarisi, İsfahan’ın Necefabad yöresinde Kariz kuyu sistemi şeyh Bahai’nin işleri olduğu belirtiliyor. Şeyh Bahai ayrıca güneşin gölgesinden faydalanarak günün saatlerini belirledi ve İmam camiinin kıblesini tespit ederek o çağda bilginlerin en büyük anlaşmazlığına son verdi.

Meşhed kentinde İmam Rıza -s- türbesi, Necef kentinde İmam Ali -s- türbesinin avlusunun duvarlarını güneşin yıl boyunca battığı zamanı belirleyecek şekilde tasarlaması, Şeyh Bahai’nin bazı eserleridir.
Yine şeyh Bahai’nin inşa ettiği söylenen bir başka harikulade ese, İsfahan kentinde şeyh Bahai hamamı adıyla anılan bir hamamdır. İsfahan halkı, şeyh Bahai bu hamamı, altında yaptırdığı boş bir alanda yanan sadece tek bir mumla ısındığına inanıyor. İsfahan halkının anlattığına göre şeyh Bahai söz konusu hamamın altındaki boş alanda bir mum yaktıktan sonra o alanı kapatmış ve eğer bir gün bu kapalı alan açılacak olursa mum söner ve hamam da artık ısınmaz demiş. Anlatılanlara göre bir grup yabancı arkeolog hamamın sırrını keşfetmek için orasını açmış ve maalesef mum sönmüş ve bu sistem bir daha çalışmamış.
İsfahan’da sallanan minarelerin mimarisi de şeyh Bahai’nin işi olduğu belirtiliyor.
Türbe'ye kütüphane vakfı
İmam Ali -s-, İmam Hasan -s- ve İmam Hüseyin -s- tarafından Küfi hattıyla ceyran derisi üzerine yazıldığı ifade edilen Kur'an'ı Kerim nüshaları kameri 979 yılında Safevi kralı birinci Abbas tarafından ve Şeyh Bahai’nin kaleme aldığı bir vakıfname çerçevesinde kutsal Rezevi külliyeye vakfedildi. Şeyh Bahai kutsal türbenin Kur'an'ı Kerim hazinesinde yer alan el yazması Kur'an'ı Kerim nüshaları üzerine yazdığı vakıfnamelerinden başka kameri 996 yılında da bizzat 36 cilt el yazması Kur'an'ı Kerim nüshalarını kutsal Rezevi külliyenin kütüphanesine vakfetti.
Şeyh Bahai ayrıca özel kütüphanesinin de İmam Rıza -s- türbesine hediye edilmesini vasiyet etti. Bu değerli miras dört bin cilt el yazması ve taş baskıdan oluşan kitaptan oluşuyordu. Bu kitapların bir çoğu Şeyh Bahai hayattayken yazılmıştı ve vakıfnameleri bizzat Şeyh tarafından imzalanarak mühürlenmişti.

Fani dünyaya veda
Şeyh Bahai kameri 12 Şevval 1030 tarihinde 77 yaşındayken hayata gözlerini yumdu. Şeyhin cenaze törenine İsfahan halkından 50 bin kişi katıldı. O gün Safevilerin başkenti İsfahan mateme boğuldu.
Şeyh Bahai’nin cenaze namazını Molla Muhammed Tagi Meclisi kıldırdı ve ardından naaşı kutsal Meşhed kentine getirildi ve vasiyeti üzerine kutsal Rezevi külliyenin yakınındaki evinde toprağa verildi.
Hali hazırda Şeyh Bahai’nin mezarı kutszal Rezevi külliyenin revaklarından biridir ve bu revaka şeyhin adı verilmiştir.
Şeyh Bahai revakı kutsal Rezevi külliyenin güneydoğusunda yer alan revaklardan biri ve Şeyh Bahaeddin Amuli’nin mezarıdır.  Şeyh Bahai’nin mezarı kuzeyden Azadi avlusu, güneyden İmam Humeyni -ks- revakı, doğudan Darul İbade revakı ve batıdan Darul Zühd revakı ile sınırlıdır. Şeyh Bahai revakının ana girişi, Azadi avlusunun güneybatısından bir kaç basamakla bu avluya açılan bir koridordan ibarettir.

Şeyh Bahai revakına uzanan koridorun batısında muarrak fayanstan bir tablo şeyhin mezar taşına yazılan ibareleri içeriyor. Yine revakın üç tarafında ve çatı altında ve mezarın duvar üzerinde Süls hattı ile yazılan bir kitabede şeyhin 70 eseri tanıtılıyor. Revakın duvarları baştan başa ayna ile işlenmiştir.
 
Ziyaretçi sayısı:201
 
Yorumunuz
 
امتیاز دهی
 
 

نظر شما
نام
پست الكترونيک
وب سایت
نظر
...