News
9/23/2014  
İmam Rıza (a.s) Hareminin Tanıdık Sesi

 
İmam Rıza (a.s) Hareminin Tanıdık Sesi

Haremi çok özlediğinde; sen ve harem arasında uzak yollar, günlük işlerin yoğunluğu ve büyük küçük birçok mesele engel oluşturduğunda kalbin sadece, bir yerde artık durmakla, gözlerini kapatıp günlük yaşamdan koparak kendini haremde bulduğun zaman mutluluk bulur.
Sadece sen ve Haremin manzarası kalır. Belki de tam türbenin karşısında, türbenin yanı başındaki mescitte ve Ravza’yı Münevvere’nin herhangi bir yerinde durmak istersin, öyle bir anda göz yaşı dökmek ve söyleyemediğin sözlerini İmam ile paylaşmak istersin. Aslında belki de bütün ümitleri o çelik pencerenin önünde bir an durmak olan kimselerden olursun. Belki de canın tüm bunlardan sıyrılarak Guheri Şad bahçesinin ortasında altın ışıltılı kubbenin karşısında ziyaret duası okumak ve sonrasında iki rekat namaz kılarak ziyareti tamamlamak ister.
Evet! Harem senin için Cennet’ten yüzlerce manzara yadigar bırakır ki ne zaman gönlün daralsa onları yad ederek gönül kuşunu o güneş gibi parlayan hazretin ayağın öpmeye gönderebilirsin. Ancak bu manzaraların tamamının arasında acaba zihninde bir anlıkta olsa bu semavi haremin melodisini düşündüğün oldu mu? Aslında buyur şu soruya cevap ver ki Mevla İmam Rıza (a.s) hareminden söz açıldığında nasıl bir ses kulaklarında yankılanır?
Doğrudur! Hemen hemen herkes aynı cevabı verir. Timpani evi melodisi, sır ve gizem dolu bir sestir ki yıllardır bu haremin her bir köşesinde yankılanır ve mevlanın birçok ziyaretçisinin kulaklarında da hissedilir.
Bugün sana timpani orkestrasını anlatmak istiyorum, timpani çalmayı! Beş buçuk asırdan daha fazladır tarihten yadigar kalan keyifli geleneksel bir ses.
Guher Şad’ın Oğlu; Timpaninin Kurucusu
Timpani melodisi geleneği, İmam Rıza Hareminin çok eski ayinlerindendir. Öyle ki, el yazmaları istinsah ve senetler merkezinin resmi belgelerine göre beş yüz elli yedi yıl öncesine dayanır.
Astane-i Gudsi Razevi’de timpani çalımı hicri dokuzuncu yüz yılın ortalarında başlar. Guher Şad’ın torunu Mirza Ebul-Kasım Bayer, hicri sekiz yüz atmış yılında (1459 yılı) mukaddes Meşhet şehrine yaptığı seferde Harem’e ait bağda timpani çalınması emrini verir.
Bu olaydan günümüze kadar çeşitli dönemlerde İmam Rıza Haremi’nde timpani çalımı devam eder ve farklı dönemlerden elde kalan belgeler de bu ayinin devamlılığına işaret eder ki bu olaydan Astane-i Gudsi Razevi’de yapılan hizmetlerden biri olarak bahsedilir.
Elbette Rızahan Pehlevi’nin emriyle hicri 1312-1320 tarihleri arasında timpani bölümü kapatıldı. Bu olay da Muharrem ve Sefer ayları dışında timpani çalınmasının tatil edildiği dönem olarak anlatılır.



Ahşap Timpani Evi (Wooden house of naqareh)
İmam Rıza Haremi’nde çalınan timpani ayinine ait elde kalan senetlerin çoğu, bu resimde olduğu gibi Gacar dönemine aittir. Hicri bin üç yüz dokuz yılında Abdullah Gacar tarafından Hz. İmam Rıza’nın mübarek kabrine bakan İnkılap Bahçesi’ne yerleştirilen bu resim, timpani evinin manzarasını sergileyen en eski resimlerdendir. Bu resimde timpani bölümünün, timpani evi gölgeliği (sayvanı) adı ile ünlü sayvanın çatısında yer aldığını görebiliriz. Elbette bu resimde İsmail Talai’ye ait İmam Rıza Haremi’nde tarihi bir geçmişi olan su dağıtım evi ve oraya su taşıyan su yolları açıkça görülmektedir.
Timpani çalma evi o dönemde timpani ustalarının timpani çalmak için içine girdikleri ahşap iskeletten oluşan bir binaydı. Timpani çalma saati ise tüm bu yıllarda aynı zamanda gerçekleşirdi ve geleneksel timpani çalımının asıl konfigürasyonunu oluştururdu. Bu geleneğe göre timpani, her sabah güneş doğmadan önce ve gün batımından hemen önce çalınırdı ve güneşin doğuşu ve batışı ile birlikte timpanin son sesleri duyulurdu. Bu olay, namaz kılan kimselerin farizalarını yerinde getirmek için az bir zamandan başka fırsatlarının olmadığı ve namazlarını kılmamışlarsa acele ederek namazlarını kılmaları manasını taşır. Buna ilaveten halkın mutlu oldukları özel günlerde ve umumi bir kutlama olduğu zaman timpani ustaları, timpani evine giderek davullara vururlar ve borazanları üflerler.

Ne zaman da bu haremde bir hasta şifa bulup hazretin şifa dağıttığı kimselere eklenirse, harem hizmetlileri bu durumu öğrendiğinde herkesin haberdar olması ve sürur ve mutluluklarını paylaşmak için timpani çalarlar.
Ayrıca masumların doğum günü gecelerinde ve kurban, ramazan ve Gadir-i hum bayramları gibi dini ve mezhebi münasebetler anıldığında ve de Şemsi yılın dönümünde ve Nevruz’un başlangıcında timpani çalınmaktadır. Ancak Şii Müslümanların matem günleri olan Muharrem ve Sefer aylarında, bu mateme saygıdan dolayı asla timpani çalınmaz.
   
Ziyaretçi sayısı:1166
 
Yorumunuz
 
امتیاز دهی
 
 

نظر شما
نام
پست الكترونيک
وب سایت
نظر
...